Kayıtlar

tip etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Çikolata Sevenlerin Felç Riski Az

Resim
Bu 14 Şubat Sevgililer Gününde ona çikolata vererek onun felç riskini azaltıyor olmanız mümkün. Toronto St. Michaels Hastanesi araştırmacılarının ilk bulguları bu yönde. American Academy of Neurology kongresine önümüzdeki Nisan ayında sunulacak çalışma, çikolatanın felç sonrası ölüm riskini de (ing.) azalttığını müjdeliyor. Çikolatanın flavonoid denilen antioksidanlar açısından zengin olması, hastane nörologlarından Dr. Gustavo Saposnik'i bu kanıya vardırmış: Felç riskini azaltan ve koruyucu etki yaratan başat faktörün çikolata olup olmadığını belirlemek için daha fazla araştırma gerekiyor. Korelasyonu incelemeye devam ediyoruz. Sarah Sahib tarafından kaleme alınan çalışma, çikolata tüketimi ile felç riskini içeren üç araştırmayı mercek altına alıyor. Nasıl yiyeceğinize karar vermekse size kalmış.

Pankreas Kanserine Yeni İlaç

Resim
Pankreas kanseri türünün en ölümcüllerinden. Şaşırtıcı bir anti-kanser ilaç geliştirme stratejisi, farelerde böbrek ve pankreas tümörlerinin büyümesini engelleyen bir ilacın bulunmasıyla sonuçlandı. California Üniv. Moores Cancer Center , San Diego'daki araştırmacılar, kanser hücrelerinde bulunan moleküler bir "devreyle" birleşip onu kapatan bir ilaç keşfetti (ing.). David Cheresh başkanlığındaki yeni yaklaşım, yapı iskelesi temelli kimyayı süper bilgisayar teknolojisiyle birleştiriyor ve tümöre en uygun ilaçların hızlı şekilde izlenmesini ve geliştirilmesini sağlıyor. Bu geliştirme ve izleme süreçleri, tümörün büyümesini tetikleyen enzimi durduracak potansiyel ilacın belirlenmesinde kullanılıyor. Çalışmada, San Diego Supercomputer Center'in bilgisayarlarında PDGFRβ ve B-RAF kinazlarının durağan formlarının moleküler olarak tasarlanmasıyla yapıldı. Sonuçlar Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinin 9 Şubat 2010 tarihli sayısında yayınlandı. (doi:...

Mesane Kanserinde Alternatif Tedavi Umudu

Resim
Kökeni Afrika, Hindistan ve Ortadoğu olan tütsü yağı (ing. frankincense oil) binlerce yıldan beri tütsü ve parfüm yapımında kullanılan, gerek toplumsal gerekse ekonomik önemi yüksek bir ürün. Tütsü yağı Boswellia ağaçlarından (lat. Boswellia carteri) elde edilen ve aromatik olarak güçlendirilmiş reçineden hazırlanıyor. Yağın ana maddesi bosvelik asidin (ing. boswellic acid) anti-neoplastik[1] özellikleri olduğu biliniyor. Oklahoma Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi ve Oklahoma City VA Tıp Merkezi'nden Hsueh-Kung Lin ve ekibinin bulguları Somali'de yetişen Boswellia Carteri otlarının mesane kanserinin tedavisinde (ing.) alternatif terapi potansiyeli olduğuna işaret ediyor. Araştırmacılar yağı iki tür kültür hücresinde denediler: kanserli mesane hücreleri ve normal mesane hücreleri. Sonuçlar, tütsü yağının kültürdeki kanserli hücrelerle (carcinoma J82) normal olanları (urothelial UROtsa) birbirinden ayırabildiğini, ve özellikle kanserli olanları öldürdüğünü gösterdi. [1...

Melanom (Cilt Kanseri) Tedavisinde Umut

Resim
Habis cilt kanserine dönüşmesinin ilk aşamalarında normal pigment hücrelerini kopyalayarak çoğaltmanın yolu bulundu (ing.). California Üniversitesi, San Francisco Helen Diller Family Comprehensive Cancer Center araştırmacılarının fareler üzerinde denediği iki ilaçlı yeni terapi ile kanserli hücrelerde istatiksel olarak önemli oranda gerileme görüldü. Sonuçlar (ing.) Nature Genetics dergisinde yayınlandı. Melanom, melanosit[1] adı verilen pigment hücrelerinden türeyen bir cilt kanseri çeşidi ve son yıllarda hastalıktan muzdarip olan insanların sayısında ciddi artış kaydedildi. Hastaların yaklaşık %15'i, üç dört yıl içinde hastalığın nüksetmesi ya da metastaz yoluyla vücudun başka bölgesine sıçraması sonucu ölüyor. Melanomda en sık rastlanan kalıtsal değişim bir onkojendeki - normal hücreleri kanser hücresine dönüştüren bir gen - BRAF denen mutasyon. Araştırma için farenin melanositlerindeki onkojene müdahale edildi ve gendeki iyi huylu (benign) lezyonların insanlarda oluşan ve...

Diyabet İçin Kök Hücre - Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Resim
Tip 2 diyabet (şeker) hastalarının kendilerinden alınan kök hücrelerinin damar içine verilmesi (ASC) ve hem ASC öncesi, hem de sonrası hiperbarik[1] oksijen takviyesinin (HBO) kan şekerini düşürmesinin yanısıra, insülin gereksinimini azalttığı açıklandı. Cell Transplantation (Vol. 17 No.12) dergisinin son sayısında yayınlanan araştırmanın yazarlarından Esteban Estrada (Stem Cell Argentina), kök hücre terapilerinden (ing.) umut verici sonuçlar aldıklarını ve buna nazaran çok az yan etkiyle karşılaştıklarını belirtiyor. Öncelikle karbon monoksit zehirlenmesi, vurgun ve yaraları iyileştirmede kullanılan yüksek basınçlı hiperbarik oksijen tedavisi, kök hücre hareketliliğini artırıyor ve nitrik okside bağlı bir mekanizmayla endotelyal[2] ata hücrelerini çoğaltıyor. ASC-HBO karma tedavisinin güvenilirliği klinik deneylerde 25 "tip 2 diyabet" hastasıyla sınandı. [1] normalin üstünde hava basıncı [2] epitel dokusundan kaynaklanan ve epitel hücrelerden oluşan

Omurilik Tedavisinde Kök Hücre Nakli

Resim
Hastanın kemik iliğinden kendi kök hücrelerini (ing.: BMC, bone marrow-derived stem cell) doğrudan omuriliğe enjekte ederek omurilik hasarlarının tedavisinde (ing.) kısmi başarı sağlandı. Uygulama ters bir etki yaratmadan yaşam kalitesini iyileştiriyor. Kan akışının ve hücrelere oksijen tedarikinin düzelmesi başarıda en büyük etken. Ayrıca mesanenin daha iyi kontrolü gibi işlevsel iyileşmeler de uygulamanın gündeme getirdiği faydalardan bir tanesi. Cell Transplantation (Vol. 17 No.12)'de yayınlan araştırmada, BMC'lerin doğrudan omuriliğe zerkedildiği dördü akut, dördü kronik sekiz hastada olumlu morfolojik gelişme gözlemlenmiş. Araştırma, DaVinci Biosciences, Costa Mesa, California'dan Dr. Francisco Silva ve South Florida Üniversitesi'nden Dr. Svitlana Garbuzova-Davis tarafından yürütüldü.

Kan Testiyle Alzheimer Teşhisi

Resim
Alzheimer hastalığının semptomlarının şiddetiyle doğrudan ilişkili iki antikorun bulunması, bu yıpratıcı hastalığın kan testiyle teşhisi (ing.) yönündeki umutları artırdı. Georgia Üniversitesi (Augusta, ABD) Charlie Norwood VA Medical Center ve  Medical College of Georgia araştırmacıları, 118 yaşlı yetişkinin kan örneklerindeki antikor düzeyiyle onların demans[1] düzeyini karşılaştırdılar. Journal of Gerontology: Medical Sciences'in cari sayısında yayınlanan bulgular, bağışıklık sistemindeki iki proteinin konsantrasyonu arttıkça bunamanın derecesinin arttığını teyit etti. Franklin College of Arts and Sciences klinik psikoloji bölüm başkanı ve makalenin eşyazarı Prof. L. Stephen Miller, ilişkinin güçlü ve sürekli olduğunu belirtti. Amyloid-beta ve RAGE proteinleri Alzheimer hastalarında artıyor. Vücutsa buna tepki olarak anti-amyloid-beta ve anti-RAGE antikorlarıyla karşılık vermeye çalışıyor. Araştırma, bu iki antikorun çoğalmasıyla AH'nin şiddeti arasında pozitif bir il...

Soğuk Algınlığının Tedavisi Bulunacak mı?

Resim
Calgary Üniversitesi, Kanada Fizyoloji ve Biyofizik Bölümü'nden David Proud önderliğindeki bir ekip, gezegenimizdeki soğuk algınlıklarının neredeyse yarısının sorumlusu olan rinovirüs[1] bulaştığı zaman, vücudumuzun gen düzeyinde ne değişiklik gösterdiğini incelemiş. American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine dergisinde yayınlanan araştırma (ing.), bilimadamlarının çoğunun tahminini, yani hastalık belirtilerinin, virüsün kendisinden çok bağışıklık sistemimizin aşırı tepkisinden kaynaklandığı şüphesini doğrular nitelikte. Sanki virüs sözgelimi alerji semptomlarını tetikliyor. Tabii bu da şu soruyu akla getiriyor: Peki ama neden aşırı tepki veriyoruz? Binlerce yıllık evrim sürecinde, bizim çoktan unuttuğumuz ama genlerimize kazınmış dehşetli bir korku mu var? Genlerimiz rinovirüsten niye bu kadar korkmuş? Alın size bir komplo teorisi! [1] Picornaviridae ailesinden virüs cinsi. İnsanda nezleden sorumludur; yaklaşık 110 serotipi tanımlanmıştır.