Kayıtlar

Antik Mısır'ın Kokuları

Resim
Eski Mısırlılar da, o zamandan kalan parfüm şişelerinin kanıtladığı gibi hoş kokulara meraklıydı. Bonn Üniversitesi'nin daimi Mısır Müzesi'nde oldukça iyi korunmuş bir şişe yerini gururla alacak. 3500 yıllık parfüm şişesini (ing.) bilgisayar tomografisiyle inceleyen uzmanlar, yakın gelecekte daha fazla analize tabi tutacakları bir sıvı kalıntısı keşfettiler. Artık hedefleri kokuyu yeni baştan oluşturmak. Firavun Hatshepsut güç tutkunu bir kadındı, iktidarı M.Ö. 1479 yılı civarında ele geçirdi. Aslında, o zaman üç yaşında olan üvey oğlu Thutmose III'ü büyüyene kadar temsil edecekti, ama bu geçici dönem yirmi yıl sürdü. Thutmose'yi hükümetten bir şekilde hep uzak tutmayı başardığını söylüyor müzenin küratörü Michael Höveler-Müller. Höveler-Müller'e göre Hatshepsut'un parfümü gücünün tipik bir simgesiydi ve içindeki maddelerden biri tanrıların kokusu olan tütsüydü. Eğer üniversitenin bilginleri kokuyu yeniden yapabilirse bu ilk olacak. Hatshepsut M.Ö. 1457...

NASA Yaşamın Neden Solak Olduğunun Peşinde

Resim
Meteor tozlarını analiz eden NASA bilginleri yaşamın en temel, yani moleküler düzeyde nasıl çalıştığına dair uzun zamandır merak edilen gizemi çözmenin peşinde. "Uzayda oluşup, meteor çarpmalarıyla dünyaya gelen amino asitler gibi biyolojik moleküllerin yaşamı solak yaptığı (ing.) fikrine destek veren ipuçları bulduk," diyen NASA Goddard Space Flight Center, Uzay Uçuşları Merkezinden Dr. Daniel Glavin, "Bununla kastettiğim, bilinen yaşamın protein üretmek için neden amino asitlerin sol elli versiyonunu kullandığı," dedi. Glavin'in başkanlığındaki araştırma Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde 16 Mart'ta yayınlandı. Hayata destek veren moleküllerin ağır işçisi olan proteinler, saçtan enzimlere dek her yapıda kullanılıyor, kimyasal reaksiyonları hızlandırıp düzenleyen katalist rolünü üstleniyor. Alfabenin harfleriyle nasıl sınırsız sayıda sözcük üretilebiliyorsa, yaşam da yirmi farklı amino asidi kullanarak değişik şekillerde milyonl...

Genç Dinozorlar Sürüler Halinde Yaşıyordu

Resim
Batı Moğolistan'ın iç bölgesindeki Gobi Çölü'nde kazı yapan Çin ve Amerikan paleontologları, 90 milyon yıl önce gölün çamurlu kıyılarında ölmüş kuşa benzeyen genç dinozor sürüsü (ing.) kalıntıları keşfetti. Sürünün çamur tuzağındaki beklenmedik ani ölümü ender bir toplu davranışın ipucunu veriyor. Tek bir ornithomimid dinozor (Sinornithomimus dongi) türünün gençlerinden oluşan sürü, yeişkinlerin yuva yapmak veya kuluçkayla meşgulken, gençlerin kendi kendilerini savunmaya terkedildiklerini düşündürüyor. National Geographic kaşifi ve Chicago Üniversitesi profesörlerinden Paul Sereno ve İç Moğolistan Arazi ve Kaynaklar Bakanlığı'ndan Tin Lan, yetişkin ya da kuluçkada yavruya rastlamadıklarını ve genç dinozorların birlikte dolaştıklarını söyledi. Hayvanların yedikleri son yemeklerle beraber kemikler, geçtiğimiz Şubat ayında sergilenmek üzere Sereno'nun Çin'deki laboratuarına nakledildi. Dinozor sürüsünün kemikleri 1978 yılında Çinli bir jeolog tarafından Gobi Ç...

Yeni Patlayıcı Madde Bulma Metodu

Resim
Tennessee (ABD) ve Danimarka'dan bir grup araştırmacı, buharlarının fiziksel özelliklerinden patlayıcıları tesbit edebilen (ing.) bir metod geliştirdi. Saha çalışması için şu anda prototipi üretilmekte olan teknolojinin detayları, American Institute of Physics (AIP) tarafından basılan Review of Scientific Instruments dergisinin son sayısında yayınlandı. Araştırmayı yürüten ekipten Oak Ridge National Laboratory (ORNL) ve Tennessee Üniversitesi'nden Thomas Thundat, bazı tür patlayıcıların diğer maddelerin buharlarıyla biraraya bulunduğunda ayırt edilmelerine yardımcı olan ve kendine özgü termal karakteristiği olan buharlarının mevcut olduğunu söylüyor. Makalede, teknolojinin patlayıcı izini de takip edebildiği belirtilmiş, ayrıca patlayıcı olan ve olmayan kimyasal maddeleri ayırabildiği gibi, TNT, PETN ve RDX gibi patlayıcıları da birbirinden ayırabiliyor. Thundant ve ekip patlayıcı sensörleri konusunda yıllardır çalışıyor. Tipik sensörler iyon hareket spektrometresi kulla...

Fermilab Higgs Kütlesine Biraz Daha Yaklaştı

Resim
Higgs bozonunun sahip olabileceği kütle bölgesi daralmaya devam ediyor. ABD Enerji Bakanlığı Fermi Laboratuarında CDF ve DZero çarpıştırıcılarında yapılan deneylerden elde edilen veriler, önceki ölçümlerde belirlenen Higgs kütle alanından önemli bir kısmı olasılık dışı bıraktı. Eski deneyler Higgs parçacığının 114 ve 185 GeV/c2 arasında bir kütleye sahip olabileceğini tahmin etmişti. CDF ve DZero sonuçları bozonun 160 ve 170 GeV/c2 arasında bir kütlesi olamayacağını (ing.) saptadı. Bakanlığın Yüksek Enerji Fiziği Bilim Ofisi yardımcı direktörü Dennis Kovar, "Tevatron,[1] CDF ve DZero'nun olağanüstü performansı bu önemli sonuca erişmemizi sağladı," diyerek, kütle alanını daha da daraltmayı umduklarını söyledi. Higgs parçacığı Standart Model olarak bilinen parçacıkların ve etkileşimlerinin kuramsal çerçevesinde kilit rol oynuyor. Standart Model'e göre Higgs bozonu neden bazı parçacıkların kütlesin olup, bazılarının olmadığını açıklamakta. Şu ana dek, Higgs parçac...

Yüksek Tansiyonu Yalnız Böbrekler mi Kontrol Ediyor?

Resim
Yüksek tansiyon sorunu salgın boyutuna ulaştı. Gelişmiş ülkelerdeki kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları kaynaklı erken ölümlerin neredeyse üçte birine o sebep oluyor. Suç hangi organda, böbrekte mi, beyinde mi? Bu sorunun cevabı yıllardır bilim adamlarının kafasını kurcalıyor. Bu ay, Experimental Physiology iki taraftan da dünya çapında uzmanların katılacağı bir tartışmaya ev sahipliği yapıyor. Konu hakkında basılmış ilk münazara (ing.) olma özelliğini taşıyan yayında doktorlar Montani, Vliet, Osborn, Averina ve Fink fikirlerini bizimle paylaşırlarken, birbirlerinin görüşlerini de eleştirecekler. Onların fikir alışverişi, yüksek kan basıncının nasıl kontrol edildiğine dair en son araştırmalardan haberdar olmak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir fırsat. Montani ve Vliet kan miktarını denetlemenin kilit rolü olduğunu, zira tansiyon yükseldikçe böbreğin otomatik olarak daha fazla idrar yaptığını savunuyor. Buna mukabil, Osborn ve arkadaşları kardiyovasküler sistemin böbr...

Melanom (Cilt Kanseri) Tedavisinde Umut

Resim
Habis cilt kanserine dönüşmesinin ilk aşamalarında normal pigment hücrelerini kopyalayarak çoğaltmanın yolu bulundu (ing.). California Üniversitesi, San Francisco Helen Diller Family Comprehensive Cancer Center araştırmacılarının fareler üzerinde denediği iki ilaçlı yeni terapi ile kanserli hücrelerde istatiksel olarak önemli oranda gerileme görüldü. Sonuçlar (ing.) Nature Genetics dergisinde yayınlandı. Melanom, melanosit[1] adı verilen pigment hücrelerinden türeyen bir cilt kanseri çeşidi ve son yıllarda hastalıktan muzdarip olan insanların sayısında ciddi artış kaydedildi. Hastaların yaklaşık %15'i, üç dört yıl içinde hastalığın nüksetmesi ya da metastaz yoluyla vücudun başka bölgesine sıçraması sonucu ölüyor. Melanomda en sık rastlanan kalıtsal değişim bir onkojendeki - normal hücreleri kanser hücresine dönüştüren bir gen - BRAF denen mutasyon. Araştırma için farenin melanositlerindeki onkojene müdahale edildi ve gendeki iyi huylu (benign) lezyonların insanlarda oluşan ve...